Pazartesi, Mayıs 20, 2024

Xanthos Antik Kenti: Antik uygarlıkların kültür ve ticaret merkezi

Tabiatın cömertçe sunduğu doğal güzellikler ve tarihi zenginlikleri ile Türkiye, dünya çapında turistlerin ilgisini çeken bir durak merkezidir. Bu zenginliklerden biri de Xanthos Antik Kenti'dir. Antalya ilinde yer alan kent, tarihi boyunca birçok uygarlığın etkisi altında kalmış ve antik dünyanın önemli merkezlerinden biri olarak kabul edilmiştir. Kentte yer alan Nereidler Mozaiği gibi önemli yapılar, ziyaretçilere antik dünyanın kültür, mimari ve sanatını yansıtan örnekler sunmaktadır. Bu nedenle, Xanthos Antik Kenti, antik tarih ve kültür sevenler için ziyaret edilmesi gereken önemli bir turistik yerdir.

Share

Türkiye coğrafyası antik kentleriyle meşhur her yıl on binlerce turistin uğrak merkezi haline gelmiştir. Eski uygarlıkların kurduğu kentleri, tiyatroları, kütüphaneleri görmek isteyen yerli ve yabancı turistler, bu merkezler hakkında bilgi topluyor ve kültürel birikimleri artırmaya çalışıyorlar. Bunlardan biri de Türkçe’de bazen Ksantos olarak da telaffuz edilen Xanthos antik kenti.

Meşhur coğrafyacı Strabon’a göre Persler bölgeyi işgal ettiklerinde sarı anlamına gelen sirbe adını vermiştir. Grekçe’deki xanthos kelimesi de aynı şekilde sarı anlamına geliyor. Vadinin alüvyal tabanındaki toprak nedeniyle nehir genellikle sarı bir renge sahiptir. Bugün Xanthos bölgesi, modern Türk köyü Kınık’a bakmaktadır. Antik Çağda Likya’ya başkentlik yapmıştır. UNESCO tarafından ’Dünya Kültür Mirası’ listesine alınmıştır.

Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Kınık köyü yakınlarında Xanthos Nehri (Eşen Çayı) kenarındaki ovaya hâkim iki tepe üzerinde kurulmuştur. Kaş karayoluna 70 km uzaklıkta bulunmaktadır.

Xanthos Antik Kenti, günümüzde Türkiye’nin Antalya ilinde bulunan tarihi bir yerleşim yeridir. Kent, antik Likya bölgesinde yer alır ve tarih boyunca birçok uygarlık tarafından yönetilmiştir. Kent, UNESCO tarafından dünya kültür mirası olarak kabul edilmiştir.

Xanthos Antik Kenti, özellikle antik dönemde önemli bir merkez olarak kabul edilmiştir. Kent, Pers İmparatorluğu, Makedonya Krallığı, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu gibi birçok farklı uygarlık tarafından yönetilmiştir. Bu nedenle, Xanthos Antik Kenti’nin tarih boyunca birçok farklı kültür ve mimari tarzı yansıttığı görülmektedir.

Xanthos Antik Kenti’nin en önemli özelliklerinden biri, kalıntılarında yer alan Nereidler Mozaiği’dir. Bu mozaiğin, antik dünyadaki en iyi korunmuş mozaiklerden biri olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca, kentte yer alan diğer önemli yapılar arasında Roma dönemine ait tiyatro, agora, hamam ve antik surlar yer almaktadır.

Xanthos Antik Kenti, antik tarihi sevenler için ziyaret edilmesi gereken önemli bir turistik yerdir. Kentte bulunan antik kalıntılar, ziyaretçilere antik dünyanın birçok farklı dönemine ait mimari ve kültürel örnekler sunmaktadır.

Xanthos’un geçmişi uygarlıklarla dolu

Xanthos şehri, İ.Ö. 545–546 yıllarında Pers Kumandanı Harpagos tarafından kuşatılır. Xanthoslular, kahramanca karşı koyup direnmelerine rağmen çaresiz duruma düştüklerinde, kadın ve çocuklarını öldürüp şehri ateşe vererek insansız ve harap bir şehri Harpagos’a bırakırlar. İÖ 475–450 arasında Xanthos, bu kez yangın felaketi ile karşılaşır. İÖ 334 yılında Büyük İskender şehri almıştır. İskender’in ölümünün ardından Xanthos, İÖ 309’dan itibaren Mısır Hanedanı Ptolemaios’ların, ardından birçok Likya şehri gibi Suriye Kralı III. Antiokhos’un egemenliğini kabul etmek zorunda kalmıştır.

İÖ 2. yy.da Likya Birliğinin başkenti olan Xanthos, İ.Ö 42 yılında bu kez Romalı Brutus tarafından yerle bir edilmiş, ancak ardından İmparator. Marcus Antonius’un gayretleriyle yeniden imar görmüştür. İS 1’inci yüzyılda Roma egemenliği altındaki Xanthos’ta İmparator Vespasianus adına tak yaptırılmış, günümüze kalmış Roma yapılarının çoğu bu dönemde inşa edilmiştir. Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olan Xanthos, bu dönemde birçok yeni yapıya kavuşmuştur. 7’nci yüzyıl sonrası Arap akınları şehrin önemini yitirmesine sebep olmuş ve 1938 yılında Charles Fellows’un burayı keşfedip bazı kalıntıları Londra’ya taşımasına kadar ufak bir köy kimliğiyle yanı başındaki Kınık’ta yaşamını sürdürmüştür.

1840’lı yıllarda antik kentte kazılar yapan İngiliz arkeolog Charles Fellows, “Nereidler Anıtı” ile pek çok eseri British Museum’a götürmüştür.

Daha fazla okuyun

Yeni İçerikler